Bestami Köse:Seyahat etmek boş bulunma hali değil, bir “ihtiyaç”

Bestami Köse:Seyahat etmek boş bulunma hali değil, bir “ihtiyaç”

Seyahat ederken başınız sıkıştığında size yardım eden, evlerinin kapılarını açan, merak ettiğiniz noktaları cevaplayan, sizle her şeyini paylaşan ama hiç tanımadığınız insanlardan oluşan binlerce kişilik bir aile düşünün.  İşte Interrail Türkiye de böyle bir aile.

Yıllardır insanları seyahat etmeye özendiren, seyahat etmek ve yolda olmak felsefesinin pek çok kişiye ulaşmasını amaç edinmiş grup adını,  Avrupa Demiryolları İşletmeleri tarafından uygulanan her yaştan gezginin tek bir biletle Avrupa’yı trenle seyahat etmesini sağlayan “Interrail” den alıyor.

3 senede 800 binden fazla insana ulaşmış, pek çok kişinin Interrail yapmasına en önemlisi de seyahat etmesine yardımcı olmuş bu grup, 2013 yılında Bestami Köse öncülüğünde kurulmuş. Bestami Köse, 1990 yılında Hatay’da dünyaya gelmiş. Üniversiteyi İstanbul’da kazanmasıyla macerası da başlamış. Seyahat etme tutkusuyla Türkiye’nin 81 ilini, dünyanın 52 ülkesini görmüş hala da gezmeye devam ediyor. Köse’nin en büyük isteği insanlara “seyahat kültürünü yaymak”. Bu yüzden katıldığı seminerler ve grupça düzenledikleri farklı organizasyonlarla insanlara “Nasıl ucuza gezilir?” felsefesini aşılamaya çalışıyor. Biz de Türkiye’nin en büyük seyahat topluluğu Interrail Türkiye’nin kurucusu Bestami Köse’yle geçtiğimiz günlerde bir araya geldik.

Herkese Interrail yaptıran Bestami Köse’nin ilk Interrail macerasını öğrenmek istiyorum?

Ben Hatay’dan İstanbul’a geldiğimde en büyük hayalim İstanbul’u görmek, başka insanlarla iletişim kurmak falan değildi. Amacım daha çok kendi yağında kavrulmaktı. O zaman Interrail ile ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Interrail ile tanışmam Recep diye bir arkadaşım sayesinde oldu.  Recep eline harita alarak bana Interrail diye bir şey olduğunu uzunca ve heyecanlı heyecanlı anlattı.

Küçükken tek eğlencesi Hatay’da ayda bir denize gitmek olan benim; Roma’ya, Floransa’ya, Monako’ya, Barselona’ya gitmek hiç hayal edebileceğim şeyler değildi.  Sonra “Ben de gidebilir miyim?” diye düşünürken, babama gidip-gidemeyeceğimi sordum. O da çoğu aile gibi izin vermedi.

Ama ben bir şekilde bütün işlerimi hallettim ve Roma’ya indim. Roma’ya indiğim gün aslında Interrail Türkiye’nin doğduğu gün oldu. Ben o gün bütün eşyalarımı çaldırdım ve Interrail Türkiye’ye bir post attım. Postta da “Bütün eşyalarımı kaybettim, hayallerimi gerçekleştiremeyeceğim, döneceğim.” yazıyordu. Gruptan hiç tanımadığım insanlar inanılmaz derecede beni yüreklendirdi, hatta bazıları para yolladılar. Ben de Floransa’ya geçerek yoluma devam ettim. 45 güne yakın çok çok güzel bir gezi geçirdim. Hatta onun kadar eğlendiğim başka gezim yok diyebilirim. 45.günde otobüsle Sofya’dan Aksaray’a geldim.  İşte o gün bugündür de geziyorum. Yaklaşık 3 sene oldu.

Interrail Türkiye küçücük bir grupken artık binlerce üyesi olan bir gruba hatta bir aileye dönüştü. Bu gurubun öncüsü olarak Interrail Türkiye sana ne ifade ediyor?

Interrail Türkiye hem işleyişi, hem amatör oluşu, adminleri, üyeleriyle benim hayata başka türlü bakmamı sağlayan ve bana da çok şeyler katan bir grup. Biz de kurumsallaşma yok, kurumsallaşarak bu hale gelmedik. Başka bir dilimiz var ve ben bunu çok seviyorum. Çünkü biz kasıntı adamlar değiliz. Bir gün Kars treninde, bir gün İran’a giderken, öteki gün Karadeniz’in bir yaylasında, başka bir gün Ölüdeniz’de, Hatay’da, Mardin’de eğlenirken bu hale geldik. O yüzden manevi anlamda önemi büyük benim için.

Interrail Türkiye pek çok kişinin hayatına dokunmayı başaran ender topluluklardan biri haline geldi.  Sence grubun başardığı en büyük şey ne?

Türkiye’de seyahat etmek genelde boş bulunma hali olarak görülüyor ama seyahat etmek ciddi manada bir ihtiyaç. Boş zamanlarda yapılamayacak kadar güzel bir şey. İnsanların başka kültürlerin hikâyelerini öğrenmeye, ufuklarını açmaya, ait olmaya ihtiyacı var. Bizim Interrail Türkiye’de başardığımız en büyük şeylerden biri de ister avukat, ister öğrenci, ister doktor olsun insanların seyahat etmesine teşvik etmek...

Bizim ana grupta 200 bin olmak üzere, yan gruplarla birlikte sayıları 800 bine ulaşan üyemiz var. Bu bir yerden sonra bir seyahat kültürü yaratıyor. Bu kültür olduğu zamanda insanların ön yargılarından kurtulup, kötü tutumlarını bir kenara bırakacağını düşünüyorum.

Bir de Interrail Türkiye sayesinde dünyanın neresine gidersen git başına bir şey geldiğinde sana yardım edebilecek, evinin kapılarını açabilecek bir sürü insan olduğunu biliyorsun. Bunun rahatlığı gerçekten çok güzel. 

Sence insanlar seyahate nasıl başlamalı, neden Interrail yapmalılar?

Kısa kısa gezmek seyahatin başlangıcı. Ben Interrail ile ufak ufak gezmeye başladım. Interrail zaten bir virüs. Interrail yaparken gezmenin ne kadar kolay olduğunu ve dünyanın aslında güvenli bir yer olduğu keşfediyorsun. Onu öğrendikten sonra da dünyanın her yerine gidebileceğini düşünüyorsun. Ondan sonra zaten seni kimse tutamıyor. Sürekli gezmeye başlıyorsun. Diğer seyahatlerde bu durum pek yok. Sırt çantanı alıp gitmenin özgür bir yanı var. Benim tanıdığım çoğu insan da bu yüzden mutlaka ikinci bir Interrail yapıyor. İlk önce “Bu sene kesin yapıyoruz?” deyip bir adım atmak lazım. Sonra gerisi geliyor zaten.

Türkiye’deki seyahatseverlerin Interrail’de en çok zorlandıkları şeyler neler?

Birincisi vizenin zor olduğunu düşünmeleri, ikincisi de seyahatlerin çok büyük paralarla yapıldığını düşünmeleri… Ama bunlar bahane değil. Bu seyahati hayatının neresine koyduğunla alakalı. Ben çok çok zor bütçelerle gezen kadınlar ve erkekler biliyorum. Çünkü herkesin hayatında belki de bir kere yapabileceği bir gezi ve ciddi anlamda size bir şey katacak bir gezi Interrail. Gidip de bunu ufak bahanelerle yok etmemek lazım. Ben konferanslarda insanlara “ Az parayla da gezilebileceğini” anlatmaya çalışıyorum. Çünkü insanlar seyahatle ilgili pek çok konuda bilinçli değiller.

Interrail Türkiye her geçen gün daha da büyüyor. Artık seçerek alım yapmaya başladınız. Peki neden böyle bir uygulamaya geçildi?

Grup eskiden çok az kişiydi ve grubun profili çok çok iyiydi. Şu an çok fazla kişiyiz. Yine de ben grubun profilini çok beğeniyorum. Ancak grupta gezgin felsefesinden uzakta yaşayan, toplumdaki gerginliği başkalarına yansıtan çok sayıda insan var. Bu sosyal sorundan dolayı artık insanları seçmemiz gerektiğini düşünüyordum. Çünkü zaten hayatımızın her yerinde yeteri kadar siyaset ve gerginlik var. Biz grupta bunu biraz olsun soyutlamaya çalışıyoruz. 7 aydır birilerini seçerek ya da onlara form doldurarak üye alımı yapıyoruz.  Özellikle sahte profilleri, sosyal medyada aşırı faşist görünen kişileri artık gruba almamaya dikkat ediyoruz.

Dünya turuna gelecek olursak… Bu sefer ne tarafa gidiyorsun?

Şubatın ikinci ya da üçüncü haftası çok sevdiğim iki arkadaşımla birlikte yola çıkacağız. Benim yıllarca filmlerden özenip, görmeyi çok istediğim Güney Amerika’ya gideceğiz. Yola çıktığım arkadaşarımdan birinin hayali “dünyanın en güneyini görmek”, diğerinin de hayali “dünyanın en kuzeyini görmek”ti.  Biz de bu iki hayali birleştirip öyle bir rota oluşturduk. Dünyanın en güneyinden en kuzeyine doğru bir yolculuk yapacağız. Ne kadar sürer bilemiyorum ama az kaldı, çok heyecanlıyız.

En sevdiğin ülkeler Norveç ve İran diye duydum. İkisi çok farklı kültürde iki ülke. Senin bu kadar sevmenin nedeni nedir?

İran ve Norveç’in insanlarının yaşayışları çok farklı. Norveç Kuzey kültürüne sahip zengin bir ülke. %80’i herhangi bir dini savunmuyor. İran’da ise şeriat var. İnsanlar şeri kanunlara göre yaşıyorlar. Gerçekten çok başka ülkeler. İki ülkede de birkaç ay geçirme fırsatım oldu.  Bu geçirdiğim zamanlarda fark ettiğim şey ise bu iki ülkenin ortak bir yanları olduğu. İkisi de çok yardımsever ülkeler.

İran’da ciddi anlamda misafirperver bir kültür var. İnsanlar yozlaşmamış, insanların iletişimleri hala çok iyi, entelektüel düzeyleri çok yüksek. Çoğu insan İngilizce veya Türkçe biliyor. Yolda yürürken  adres sorduğun insan seni evine davet ediyor. Yiyorsun, içiyorsun, sohbet ediyorsun, sonra komşular seni görmeye geliyor. İletişim, hareketler, ailenin bakış açısı o kadar iyi ki. Her karşılaştığın kişi hep bir öncekinden daha iyi çıkıyor. O yüzden insani boyutta kendimi İran’a  ait hissediyorum.  Norveç de aynı şekilde.  Norveç’in zaten çok güzel bir doğası var. Ama insanları da çok iyi. Mesela bir yoldan geçerken araba seni gördüğü anda hızını yavaşlatıp, senin geçmeni bekliyor. Bu yüzden insan hayatının dünyada en değerli olduğu yer diyebilirim. Bir insan gerçekten şu dünyada yaşıyorken muhteşem Norveç’i görmeden ölmemeli.

Sosyal medyada senin için iyi ya da kötü yorum yapan bir sürü kişi var. Bunlara ne diyorsun?

Ben biri benim hakkımda iyi yorum yapınca utanıyorum.  Aslında ben sadece geziyorum. Kötü yorumlara gelince, sosyal medyada seninle iletişime geçmediği halde senin hakkında kötü yorum yapan birçok insan var. Bu benim en çok zoruma giden durumlardan biri. Ben tanımadığım hiç kimse hakkında kötü konuşmuyorum. Ama insanlara linç etmek, başkasının hakkında kötü düşünmek o kadar kolay geliyor ki. O yüzden dikkat etmek ve hassas olmak lazım diye düşünüyorum.

Grup hakkında merak edilen şeylerden biri de bu işten para kazanıp kazanmadığınız. Bu işten para kazanıyor musunuz?

Yüzlerce insanın bizim bu gruptan para kazandığımızı düşündüğünü biliyorum. Ancak biz bu işten para kazanamayız çünkü işlerimizin hepsi hassas. Bir karar alınırken çok sayıda kişiyle o kararı alıyoruz. 82 kişilik bir ekibiz ve önceliğimiz para değil. Örneğin Interrail Türkiye Evi’ni insanlar gelsin, otursun, kullansın, yesin, içsin diye kurduk ve bu evde çok güzel dostlarımız oldu. Bizim için bunlar önemli. Ben şimdi bu grup sayesinde dünyanın herhangi bir yerine gitsem konaklayabileceğim, iletişim kurabileceğim kişiler olduğunu biliyorum. Buna sırt dönmemek lazım. Çünkü bu başka bir şey ve bunun parayla gerçek anlamda alakası yok. O yüzden bunu kaybedersek para bize bunu getiremez. Biz bu yüzden insanlarla birlikteyiz.

“Bir gün para kazanır mıyız?”. Belki.  Ama kazanırsak da o parayı birlikte harcarız. Ben eğer bu işten gerçekten para kazanırsak yönetimdeki çocukların ya da gruptan hayali seyahat etmek olup gidemeyecek olan birilerinin hayallerini gerçekleştirmek istiyorum.

Üniversitelerde seminerler veriyorsun. Bu seminerlere bu yıl da devam edecek misin?

Bizim ülkemizde üniversitelere bağlı çok kulüp var. Bu sebeple çok fazla davet alıyoruz. Bu kulüplerdeki çoğu kişi de grubun içinde yer alan insanlar zaten. Grupta olmasalar bile herkesin ortak noktası seyahat olduğu için biz her konunun içinde yer alabiliyoruz. Ancak üniversitelerde seminer vermek zor.  Çünkü bir gün İzmir’deysem, yarın Adana’da, ertesi gün İstanbul’dayım. Ama birilerinin hayatlarına dokunmak çok güzel bir şey. Önümüzdeki günlerde tura çıkıyorum ama artık döndüğümde seminerlere devam edeceğim.

Bir sene önce Interrail Evi de açıldı. Geçtiğimiz günlerde evi kapatma kararı aldığınızı açıkladınız. Eve ne oldu kapandı mı?

Interrail Evi’nde bir sene içinde çok fazla insan ağırladık. Interrail Türkiye Grubu’nun ev hali gibi oldu. Her gün bir olay, her gün bir etkinlik. Ben 4-5 ay burada olmayacağım için kapatma kararı aldık. Dönünce daha büyük ve daha güzel bir yere çıkmayı istiyorum. Burası da çok güzel, sevimli bir yer. Ama bize yetmiyor. 

Bana zaman ayırdığı için Bestami Köse'ye teşekkür ederken; siz de Bestami Köse'yi Plansız Gezgin adıyla sitesinden, Instagram'da ise @plansızgezgin adıyla takip edebilirsiniz. 

Interrail Türkiye'ye hakkında daha fazla bilgi edinmek için www.interrailturkiye.com.tr adresini ziyaret edebilir ya da Facebook'da Interrail Türkiye Grubu'na üye olabilirsiniz. 

 

 

 

 

Yorumlar