Orta Avrupa'da mutlaka görmeniz gereken 10 Şehir

Orta Avrupa'da mutlaka görmeniz gereken 10 Şehir

Eşsiz doğal güzellikleri, gizemli tarihi, muhteşem mimarisi ve zengin sanatıyla her daim gözde olan bir bölge Orta Avrupa. Alp ve Karpat Dağları'nın etkisiyle çoğunlukla karasal iklimin hâkim olduğu bölge, özellikle ilkbahar ile yaz aylarında en güzel zamanlarını yaşıyor. İşte her yıl binlerce turistin uğrak noktası olan Orta Avrupa'da sizin de mutlaka görmeniz gereken 10 şehir:

1. Prag

Çek Cumhuriyeti'nin şimdiki adıyla Çekya’nın en büyük şehri ve başkenti olan Prag, Avrupa’da mutlaka görmeniz gereken şehirlerin başında geliyor. Vltava Nehri'nin üzerinde yer alan ve kimilerinin "Altın Şehir", kimilerinin "Masal Şehri", kimilerinin de "Avrupa'nın Kalbi" olarak adlandırdığı şehir, özellikle 2. Dünya Savaşı’nda çok fazla zarar görmeyen Ortaçağ yapılarıyla dikkat çekiyor. Aynı zamanda modern dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Franz Kafka’nın şehri olan Prag, tüm zamanları harmanlayan zamansız yapısıyla ziyaretçilerini her daim kucaklıyor.

2. Hallstatt

Avusturya’nın Hallstätter Gölü kıyısında bulunan şehri Hallstatt, Alp Dağları’nın efsanevi manzarasını gören eşsiz evleri ve muhteşem doğal güzellikleriyle en çok ziyaret edilen yerlerin arasında yer alıyor. Doğa manzaralarıyla adeta cennetten bir köşe diyebileceğimiz bu güzel köye ulaşım özellikle trenlerle sağlanıyor. UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nde de yer alan köyde dünya tarihinin en eski tuz madeni de bulunuyor.

3. Wroclaw

Aşağı Silezya'nın tarihi bölgesi ve başkenti olan Wroclaw, Polonya'nın dördüncü büyük şehri. Büyük bir kısmı 2. Dünya Savaşı’nda yıkılmasına rağmen yeniden inşa edilen şehir, hala savaşın o soğuk etkisini içinde barındırıyor. Şimdilerde rengarenk boyanmış evleriyle büyük ilgi gören şehirde sizi cüceleriyle karşılıyor. Hayır, bu şehirde cüceler yaşamıyor ama her tarafta farklı bir cüce heykeliyle karşılaşıyorsunuz. Özellikle yaz aylarında turistlerin meydanlarını doldurduğu bu şehir savaştan artakalan sokakları, muhteşem mimarisi, ballı birasıyla keşfedilmeyi bekliyor.

4. Budapeşte

İçinden Tuna Nehri’nin geçtiği en güzel şehirlerinden biri olan Budapeşte, Schengen vizesinin en kolay alındığı ülkelerden biri. Neredeyse her havayolu şirketiyle gayet ucuza uçabileceğiniz bu şehir, zengin tarihi ve etkileyici mimarisiyle sizi kendisine hayran bırakıyor. Adını eskiden Budin ve Peşte olarak bilinen iki ayrı şehrin bir köprüyle birleştirilmesinden alan Budapeşte, “Orta Avrupa’nın Paris’i” olarak da biliniyor. Genellikle kapalı bir havanın hüküm sürdüğü şehirde gezmek için en ideal zaman yaz ayları oluyor. 

5. Bratislava

Tuna Nehri’nin içinden geçtiği şehirlerden biri diğeri de Bratislava. Slovakya’nın hem başkenti hem de en büyük şehri olan Bratislava, geçmişinden bu yana Almanlar, Macarlar, Avusturyalılar, Çekler ve Yahudiler’den büyük izler taşıyor. Küçük bir şehir olmasına rağmen Barok tarzı yapılarla süslenmiş şehir özellikle el yapımı biralarıyla turistlerin ilgi odağı oluyor.

6. Salzburg

Avusturya’nın en güzel şehirlerinden biri olan Salzburg, Alp Dağları’nın eteklerinde bulunuyor. Sahip olduğu doğal güzelliklerin yanında muhteşem bir mimariye de sahip olan şehir 2. Dünya Savaşı’nın zor günlerinden unutulmaz izler taşıyor. Aynı zamanda Mozart’ın doğum yeri olan kent, her yıl Temmuz ve Ağustos aylarında düzenlenmekte olan Salzburg Festivali ile binlerce klasik müzik hayranını kendisine çekiyor.

7. Berlin

Avrupa’nın kültür ve sanat merkezlerinden biri olan Berlin, her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret ediliyor. Her havayolu şirketiyle ulaşımını kolayca sağlayabileceğiniz şehrin sokaklarında 2. Dünya Savaşı’nın o bohem havasını hala hissetmek mümkün oluyor. Müzeleri, sarayları, sokak sanatları, gece hayatıyla büyük ilgi gören şehir bu özellikleriyle çoğu kişinin tekrar tekrar gitmek isteceği şehirlerin arasında bulunuyor. 

8. Ljubljana

Avrupa’nın en yaşanabilir başkentlerinden biri olan Ljubljana, Ljubljana Nehri'nin etrafına kurulmuş bir şehir. Aynı zamanda Slovenya’nın en büyük şehri de olan Ljubljana’da hem İtalyan, hem Alman, hem Balkan etkisinin açıkça görülebiliyor. Sessiz ve sakin yerler sevenler için ideal bir şehir olan Ljubljana yeşilinin rengi, kafeleri, ejderhalarıyla sizi kendine çağırıyor.

9. Poznan

Orta Batı Polonya’nın renkli şehirlerinden biri olan Poznan, Varta Nehri üzerinde bulunuyor. Eski Polonya Devleti’nin en önemli merkezlerinden biri olan Poznan, 2. Dünya Savaşı’nda tahrip olmasına karşın yeniden inşaa edilen yapılarıyla göz alıyor. Leh mimarisinin en güzel örneklerini bulabileceğiniz şehir bazı ara sokaklarıyla adeta Beyoğlu-Cihangir’i andırıyor. Polonya’nın görülmesi gereken en güzel şehirlerinin arasında bulunan Poznan, her gün Tarihi Kent Meydanı’nda saatler 12’yi vurduğunda ortaya çıkan iki beyaz keçisiyle misafirlerini karşılıyor.

10. Münih

Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nin en büyük şehri ve başkenti olan Münih, İsar Nehri kıyısında bulunuyor. Almanca ismi München eski dilde 'keşişlerin yeri' anlamına gelen Münih, yüksek yaşam standartları nedeniyle dikkatleri üzerine topluyor.  Ünlü bira üreticilerinin de içinde bulunduğu şehrin mimarisi de bir hayli göz alıyor.

 

 

 

 

                                                      

Yorumlar