Sezgi Olgaç ile fotoğraf üzerine

Sezgi Olgaç ile fotoğraf üzerine

Instagram dünyasının giderek büyüğü son günlerde fotoğraflarıyla en çok göze çarpan isimlerden biri Sezgi Olgaç. O fotoğrafçı kimliğinin yanında hem şarkıcı hem de reklam yazarı aynı zamanda. Söyleşi yapmak için kendisiyle iletişime geçtiğimde beni kırmadan söyleyişi teklifimi kabul ediyor. Bir öğleden sonrası Karaköy Dandin Bakery'de buluşup keyifli bir söyleşi gerçekleştiriyoruz. 

Sezgi Olgaç'ı biraz tanıyabilir miyiz?

1979 yılında Samsun’da doğdum. Üniversiteyi İstanbul Üniversitesi’nde İngilizce İşletme okuyarak bitirdim. Ama okuduğum bölümle ilgili hiçbir şey yapmadım. Çünkü çoğunlukla yaratıcılıkla ilgili arayışlar içindeydim. Üniversitedeyken bir reklam ajansında çalışmıştım bir süre. Mezun olduktan sonraki yaz tesadüfen reklam yazarlığıyla ilgili 3 haftalık bir yaz okulu buldum kendime.  Stajla başladığım ajans hayatımla reklam dünyasına girmiş oldum. Ondan sonra da giderek yükseldim ve reklam yazarlığı yapmaya başladım. Uzun bir süre yerel ve lokal konseptli uluslararası ajanslarda çalıştım. Bu süre boyunca bir yandan da şarkı söyledim.

Müzik kariyerinize gelecek olursak…

Müzik, benim hayatımda öncesinde de vardı zaten. Küçüklüğümden beri çeşitli enstrümanlar çaldım, bıraktım. Lisede uzun bir süre gitar çaldım. Aslında müzikle hep uğraşıyordum. Reklam ajansında çalıştığım dönemde Orient Expressions grubunun ilk albümünde şarkı söyledikten sonra profesyonelleştim. O albümden sonra çeşitli eğitimler, dersler alarak performansa dayalı jazza geçtim. 10 yıla yakın bir süre hem reklam yazarlığı yapıp, hem de şarkı söyledim.

Peki, fotoğrafçılığa nasıl başladınız?

Eskiden evde bir analog makine vardı. Kurcalıyordum, kurcalıyordum ama çok başarısız oluyordum. Biraz moralimi bozuyordu, bırakıyordum.  İz Dergisi’ni alıyordum o sıralar. Hatta koleksiyon yaptığımı hatırlıyorum. Oradaki fotoğraflara bakmaktan da çok keyif alıyordum. Merakım eskiden geliyordu aslında. Instagram açılmadan önce ben ilk akıllı telefonumu ve ilk DSLR makinemi almıştım. Telefonu alır almaz arkadaşlarımdan gördüğüm, duyduğum çeşitli uygulamalar oldu. Ben de onları kullanmaya başladım, Hipstamatic gibi. Daha çok telefonla fotoğraf çekiyordum. Aynı zamanda reklam yazarlığı yapmaya devam ettiğim için DSLR makinemi çok kullanma fırsatım olmadı. Ama buna rağmen fotoğraf çekmeye devam ettim.

Instagram’da yükselişiniz nasıl oldu?

Ben ilk akıllı telefonumu Instagram çıkmadan önce almıştım. Akıllı telefon uygulamalarını kurcalarken birden Instagram çıktı karşıma. 2010 yılında çıktığı gibi Instagram’a girdim ben de.  O dönemde Instagram o kadar ıssızdı ki, çok az kişi vardı ve sadece arkadaşlar birbirinin fotoğraflarını beğeniyordu. Giderek  “Aaaa birilerini keşfediyoruz!” durumu oldu.

O zamanlar çalışıyor olduğum için Instagram’daki ilk 2 sene benim için aşırı aktif geçmedi. O zaman günde bir tane ya da iki günde bir fotoğraf paylaşıyordum. Hiç şu an kullandığım gibi kullanmıyordum. Yine de her gün neler olduğunu takip ediyordum. 2 yıl sonra çalıştığım yerden ayrıldım. Freelancer olmaya karar verdim. Yaptığım işler de zaten freelance çalışmaya müsaitti. Bir yandan da fotoğrafa duyduğum sevgide bir artış vardı. Hipstamatic uygulamasını çok kullanıyordum. Çalışırken kullanamadığım DSLR makinemi sattıktan sonra yeni ve DSLR olmayan bir makine aldım. Instagram’ın hayatımıza girmesiyle birlikte onla her gün sokağa çıkıp fotoğraf çekmeye başladım. Fotoğraf çektikçe fotoğraflarınız da iyileşiyor ve ne kadar çok fotoğraf çekerseniz o kadar çok malzeme çıkıyor. Ben de aralıksız olarak Instagram’a yoğunlaşmaya başladım.

Instagram’ın her hafta bir konuya yönelik paylaşım yapılmasını istediği “Weekend Hashtag” Projeleri oluyor. 3,5 yıl önce o haftasonu yarışmalarından birine katıldım. Benim de fotoğrafımı beğenip, paylaştılar. Instagramla ilk temasım o şekilde oldu.

1 ay sonra Pazar günleri yaptıkları “Weekly Roundup” projesinde başka bir fotoğrafımı daha paylaştılar. Ondan 1 ay sonra da Instagram tarafından “Önerilen Kullanıcı” seçildim. (Önerilen kullanıcı seçilince de Instagram kendi hesabından sizi takip ediyor. 15 gün dünya çapında önerilenler listesinde kalıyorsunuz ve yeni açılan hesaplar için önerilen isimler listelerinde siz de yer alıyorsunuz. )

Bu paylaşımlardan sonra 2 kez daha önerilen kullanıcı seçildim. Bunlar da takipçi sayımı ufak ufak arttırdı. Takipçi sayım 2 binlerdeyken 14 bine yükseldi. Bir kez de Instagram’ın "Local Lens" Bölümü için fotoğrafımı yayınlamak istediler. Local Land bölümünde dünyadan bir şehir seçiyorlar ve o şehri bir Instagramer’ın gözünden tanıtıyolar. Bir haftasonu konu İstanbul’du. O zaman Instagram yine fotoğrafımı kullanmak istemişti. O sene benim için epey parlak geçmişti. Bunların etkisiyle ve son 2 yıldır düzenli kullanımım sayesinden oldukça kişi tarafından tanındım. Yani bu yükseliş birazı alınteri, birazı Instagram’ın sayesinde oldu diyebiliriz.

Instagram’ın sizin hayatınıza ne gibi getirileri oldu?

Çok sayıda yeni insanla tanışma fırsatı yakaladım. Çünkü bir kere birisiyle tanışınca domino efekti gibi diğer insanlarla tanışıyorsunuz. Örneğin birinin arkadaşı İstanbul'a geliyor. İstanbul'da tanıdığı ben olduğum için benim gezdirmemi istiyor.  O kişi sizle ilgili bir şey yazıyor, fotoğrafınızı paylaşıyor ya da arkadaşlarına anlatıyor. Sonra onun arkadaşı geliyor. Hem bu şekilde hem de Instagram'ın düzenlediği etkinler ve diğer etkinliklerle değişik ülkelerden çok sayıda insanı tanımış oldum.

Fotoğraf paylaşırken belli kriterleriniz var mı?

Instagram’a ilk girdiğimde daha kafama göre fotoğraflar paylaşıyordum. Bunlar herkesin ilgisini çekmeyecek fotoğraflardı. Onları “Beğeni alır mı?” diye düşünmeden paylaşıyordum. Sadece İstanbul’u çekiyordum.  Bir dönem Instagram’ı öyle kullandım.  Zamanla Instagram’ın sizi yönlendirdiği şeyler oluyor. Şimdi belli kriterlerim yok ama farkında olmadan kafayı taktığım yerler var. Herkesin çektiği şeyleri çekmeme çalışıyorum. Galata Kulesi gibi. Ama sürekli önünden geçtiğim için illaki bir fotoğrafı beğenip, paylaşıyorum.

Günde 2-3 fotoğraf paylaşmaya çalışıyorum. Çünkü takip eden kemik bir kitle oluştuysa o ilgiyi canlı tutmak gerekiyor ve insan zamanla her fotoğrafta diğer fotoğrafları kadar beğeni alabilmek istiyor. Ama ben bugüne kadar sırf beğeni alacak diye hiçbir fotoğraf paylaşmadım paylaşmam. Bana güzel gözükmeyecek bir fotoğrafı koymam, hatta eğer bir fotoğraf içime sinmediyse de silerim. 

Sizce Instagram ağına erken girmek avantaj mı yoksa dezavatantaj mı?

Erken girmek iyi ama şu an parlayacak biri erken giren kişilerden daha hızlı öne çıkabilir. Mesela şu an biri önerilen kullanıcı olsa 2-3 gün de 10 bin takipçi kazanabilir. Ama şu an Instagram’da çok sayıda kişi olduğu için fotoğraf sayısı da o kadar fazla ve seçim biraz daha zorlaşıyor.

Takipçilerinizden çok sayıda iyi veya kötü tepki alıyorsunuz. Bununla baş etmek zor olmuyor mu?

Ben hesabımı daha çok fotoğraf düzeyinde tuttuğum için hesabım çok fazla tepki almıyor. Politik paylaşım yapmaktan kaçınıyorum. Çünkü onun yeri Instagram değil bence. Instagram’ın önerilen kullanıcı seçtiği zamanlarda yeni gelen kullanıcılarla yorumlar ve tepkilerde bir artış oluyor. Ama paylaşım yaparken herkesin bir tarzı var ve insanlar zamanla buna alışıyor. Arada tabi ki çatlak sesler çıkmıyor değil. Aslında en güzeli ciddiye almamak ama bazen cevap vermek kaçınılmaz oluyor.

Instagram’ın hayatımıza girmesiyle fotoğraf üretim algıları da giderek değişti. Sizce ne kadar beğeni o kadar iyi bir fotoğrafçılık demek mi?

"Instagram'da milyonlarca takipçisi olanlar daha iyi fotoğrafçıdır." gibi bir şey tabi ki yok. Çok iyi fotoğrafçıların Instagram hesapları var ama Instagram’ı çok az kullanıyorlar. Bir de bu işin içinde beğeni yüzünden değil de gerçekten fotoğraf çekmeyi, fotoğraf paylaşmayı sevdiği için olan insanlar var. Ben de onlardan biriyim. İçimden gelen ve içimden geçen bu olduğu için bunu yapıyorum. Bu motivasyonla ilerleyenlerin daha başarılı olduğuna ya da parladığına inanıyorum.  

Instagram fotoğrafçılığı para kazandırıyor mu?

Ben hiçbir zaman “Aman bu işten de şöyle para kazanayım.” modunda olmadım. Bu işi içimden geldiği için yapıyorum. Ama 2 yıl önce ben de para kazanmaya başladım. Bu tek uğraşım değil. Hala reklam yazarlığını yapmaya devam ediyorum. Müziğe de aralıklı olarak devam ediyorum.

Instagram fotoğrafçılığı konusunda sizin beğendiğiniz kişiler var mı?

Favori Instagram fotoğrafçım Mustafa Seven. Mustafa Seven’in hem fotoğraflarını çok seviyorum hem de insan olarak çok değerli biri benim için. Gezici Günlüğü seviyorum. O da hem çok geziyor hem de süslemeden fotoğrafları samimi betimlerle paylaşıyor ve çok tatlı bir insan kendisi. New York'tan Sam Horine'in New York ve dünyanın farklı yerlerinden fotoğraflarını çok seviyorum. Emily Blincoe'nun sadeliğini, detaycılığını ve orijinalliğini çok seviyorum. Doğum günlerimizin aynı olması da benim için içten içe mutluluk kaynağı.

Bana zaman ayırdığı için Sezgi Olgaç'a teşekkür ederken; siz de Sezgi Olgaç'ın çektiği fotoğrafları yakından görmek isterseniz Instagram üzerinden sezgiolgac hesabını takip edebilirsiniz:)

Yorumlar