Venedik Gezi Rehberi

Venedik Gezi Rehberi

Roma, Siena, Floransa, Portovenere, Cinque Terre şehirlerinden sonra İtalya seyahatimizin son durağı olan Venedik’e sonunda geliyoruz.

En son Cinque Terre’yi gezmek için bulunduğumuz La Spieza’dan Floransa’ya dönüyoruz. Çünkü La Spieza’dan Venedik’e gitmek daha uzun sürüyor. Floransa’dan ise Venedik’e giden hızlı tren seferleri bulunuyor. Bize en uygun olan trene atlayıp Marco Polo’nun şehri Venedik’e doğru yola koyuluyoruz. Bütün seyahatimiz boyunca bindiğimiz en hızlı ve lüks tren adına yaraşır bir biçimde Venedik’in oluyor. Yaklaşık 2-2.5 saat gibi bir süren bir yolculukla Santa Lucia Tren İstasyonu’na varıyoruz.

Herkesin bir gün gitmeyi hayal ettiği çoğumuzun gondol deyince aklına gelen ilk şehir olan Venedik, gezdiğim şehirler içinde bendeki yeri apayrı olan bir şehir oluyor. Bunun nedeni hem ilk yurtdışı seyahatimin son durağı olması, hem de Orta Avrupa seyahatimin ilk durağı olup, benim İtalya’ya tekrar kavuşmamı sağlayan bir şehir olmasından kaynaklanıyor.

İstasyondan çıktığınız anda sizi Giovanni Antonio Scalfarotto’nun ellerinden çıkmış, görkemli yapısıyla Chiesa San Simeon Piccolo (San Simeone Piccolo Kilisesi) karşılıyor. Önünden Canal Grande (Büyük Kanal)’nin geçtiği kilisenin manzarası herhangi bir şehirde trenden inip gördüğümüz ilk manzaralar içinde en güzeli oluyor. İstasyonun hemen önünde bir gondol durağı bulunuyor. Şehirdeki ilk köprüyü geçip, dar ara sokaklar arasındaki hostelimizi buluyoruz. Çantaları hostele bırakıp şehrin dar sokakları arasında kayboluyoruz.

Asıl yurtları Adriyatik kıyıları olan Venedikliler Roma İmparatorluğu zamanında barbar işgalcilerden kaçmak için Venedik’e sığınmış ve M.S. 811 yılında Venedik’i kurmuşlar. Piave ile Adige Nehirleri arasında bulunan adacıkları 400 kadar köprüyle birleştiren Venedikliler, bulundukları mevki itibariyle yüzyıllar boyunca denizcilik ve ticaretle uğramışlar. 823 yılında dört İncil yazarından biri olan San Marco’nun kemiklerini Venedik’e getiren Venedikliler, San Marco’yu kanatlı aslan olarak tasvir ederek ona şehrin "Koruyucu Azizi" ünvanını vermişler.

Aziz Marco’nun kemiklerini Venedik’in en güzel meydanlarından birindeki bazilikada koruma altına Venedikliler; bu bazilikaya "San Marco Bazilikası" darken, bazilikanın bulunduğu meydana "San Marco Meydanı" adını vermişler.

Avrupa'nın en geniş “araba girişinin yasak olduğu alana” sahip şehri olan Venedik’e yerleşen ilk kişiler evlerini denize kurdukları ahşap kazıkların üzerine inşa etmişler. Günümüzde hala aynı kazıklar üzerinde bulunan evler zaman zaman Adriyatik denizinin özellikle sonbahar ve ilkbahar dönemlerindeki hareketleri nedeniyle sel tehlikesi yaşıyor. Kanallar şehrin çoğu noktasına ulaştığı için de evlerin önünde araba gibi park edilmiş tekne ya da sandalları görmek kaçınılmaz oluyor. Bir sokaktan diğerine geçmek için bile köprüler kullanılıyor. Hal böyle olunca da bu şehirde harita kullanmak biraz zorlaşıyor. Ancak tabelalar size bu konuda bir hayli yardımcı oluyor. Bu yüzden şehir "Sular Şehri", "Köprülerin Şehri" ve "Kanallar Şehri" olarak da anılıyor.  Biz Venedik’in bu denizle iç içe geçmiş yapısını görünce de Yeni Türkü’nün “Denizlere çıkar sokaklar!” şarkısının Venedik için bestelenmiş olduğunu düşünüyoruz.

Bulundukları konum itibariyle denizcilik ve ticaret faaliyetleriyle giderek güçlenen Venedikliler, bu sayede çok sayıda kültürle etkileşimde bulunmuş gittikleri yerlerde de izlerini bırakmışlar. Hatta Roma ve Bizans Dönemi'nde sık sık uğradıkları İstanbul'un Galata ve Balat semtlerinde Venedikliler'in izlerini görebilmek mümkün.

Herkesin hayallerini süsleyen renkli atmosferiyle kendine aşık eden bu şehrin İtalya’nın diğer şehirlerine nazaran farklı bir gizemi de bulunuyor. Çünkü 14. yüzyılda gerçekleşmiş olan veba salgınının izlerini bu şehirde veba için yapılan maskeler, kostümler, binalarla hala görebiliyorsunuz.

(Foto: Pinterest)

Venedikliler, İstanbul’un Türkler tarafından ele geçirilmesiyle gerileme dönemine girmiş ve sanatla daha fazla ilgilenmeye başlamışlar. Tiyatro, opera, müzikal gibi sahne sanatlarının yanında el işi maske, kostüm, cam ve tahta işlemeciliğine önem vermeye başlayan Venedik giderek dünyanın sanat başkentlerinden biri haline gelmiş. Sadece saraylarıyla bile baş döndüren bir mimariye sahip olan Venedik, günümüzde hala eşsiz tarihi ve renkli atmosferiyle binlerce kişiyi kendine hayran bırakmaya devam ediyor.

NEREDE KALINIR?

Aşıklar Şehri’nde kalacak çok sayıda yer var. Ancak fiyatlar İtalya'nın diğer şehirlerine oranla biraz fazla olabiliyor. Bu yüzden eğer Venedik'te kalmayı düşünüyorsanız Booking, Hostelworld gibi sitelerden erken rezervasyon fırsatlarını takip etmenizi öneriyorum. Çünkü eğer tatil sezonunda ve erken rezervasyonsuz gittiyseniz 160 TL’den aşağı fiyata herhangi bir oda bulmak pek mümkün olmuyor. Tabi karma yatakhanede bulacağınız tek kişilik yatağı saymazsak eğer. Biz erken rezervasyon yaptırdığımız için “Bed and Breakfast” konsepti bir hostelde geceliği 27 Euro’dan kalıyoruz. 

VENEDİK’TE ULAŞIM

Takım adaları ve kanallar üzerine kurulu bir şehir olan Venedik’te ulaşım genellikle su üzerinden ya da yürüyerek sağlanıyor. Neredeyse her sokaktan bir kanal geçtiği için çoğu evin önünde tekne ya da sandallar bulunuyor. Herhangi bir ulaşım aracı olmayan ya da buraya turist olarak gelen kişiler içinse şehirle özdeşleşen gondollar, su taksileri ve İtalyanlar’ın “vaperetto” adını verdikleri vapurlar ulaşım aracı olarak kullanılıyor.

Gondollara binmek için birçok noktada gondol durakları bulunuyor. Buralardan belirttiğiniz süre için anlaştığınız fiyata gondollara binebilmeniz mümkün oluyor. Su taksileri genellikle zengin kişiler  tarafından tercih ediliyor. Gondola ve su taksilerine göre daha uygun bir fiyata sahip vaperottolar ise özellikle diğer adalara gitmek için kullanılıyor.

Avrupa'nın en geniş araba girişinin yasak olduğu alana sahip şehri olmasına rağmen ulaşım aracı olarak yer yer otobüsler de kullanılıyor. Santa Lucia Tren İstasyonu’nun hemen sağ tarafında kalan otobüs durağından Venedik’in araçla ulaşılabilir kısımlarına otobüsler kalkıyor. Ayrıca Marco Polo Havalimanı’na giden otobüsler de yine bu duraktan hareket ediyor.

Genel olarak ulaşımın pek de uygun olduğunu söyleyemeyeceğim Venedik’te özellikle merkezden havalimanına gitmek için kullandığımız otobüse 8 Euro vermek bizi biraz fazla üzüyor. 

VENEDİK’TE NE YENİR?

Öncelikle her bütçeye göre yiyecek bir şeyler bulabileceğinizi söyleyeyim. “Ben Venedik’e kadar geldim. Akdeniz mutfağının eşsiz yemeklerinden tatmadan ve beyaz şarabımı yudumlamadan eve geri dönmem!” diyenlerdenseniz kesenizin ağzını açmakta fayda var. Çünkü oturduğunuz restoranların çoğundan masa parası denilen ekstra bir ücret alınıyor. Açtırdığınız şarabın fiyatının ne kadara mal olacağına hiç girmiyorum bile.

Eğer “Benim için şehri görmek, onu hissetmek daha önemli.” diyenlerdenseniz de sizin için kocaman bir dilimini sadece 2.5 Euro’ya alacağınız pizzacılar bulunuyor. Hatta San Marco Meydanı’nın etrafında 3.5 Euro’ya gerçek tiramusu yemeniz bile mümkün.

Ayrıca Venedik’te Roma’dan daha çok dondurmacı bulunuyor. Hepsinin genel olarak aynı olup farklı fiyatlara satıldığı dondurmaların topları 1,5-3 Euro arasında değişiyor.

Bunun dışında yiyecek ve diğer ihtiyaçlarınız için çok sayıda yerli market de bulunuyor. Güzel bir İtalyan şarabını Punto Della Dogana’ya karşı içmek de hem ucuz hem de pek bir keyifli oluyor benden söylemesi…

VENEDİK’TEN NE ALINIR?

Venedik bir şeyler almak için en çok çeşidin bulunduğu yerlerden biri. Yerli halk çoğunlukla el sanatları faaliyetlerini devam ettirdiği için her yerde atölyelerle karşılaşıyorsunuz. Tamamen el yapımı ürünlerin bulunduğu bu atölye ya da dükkânlarda dünyanın başka hiçbir yerinde bulamayacağınız kadar güzel işlenmiş el yapımı maskeleri, rengârenk kostümleri, tahta oyuncakları, eşsiz cam eşyalarını bulabilmek mümkün. Bu dükkanlar özellikle Ponte di Rialto  (Rialto Köprüsü)’nün etrafında ve Piazza di San Marco (San Marco Meydanı) çevresinde konumlanıyor.

Özellikle de Venedik’in tatil sezonunun bitimine doğru olan satışları arttırmak için dükkânların yaptıkları büyük indirime denk geldiyseniz alışveriş yapmak tadından yenmez bir hal alıyor. Biz indirim olduğu için en güzel magnetleri 75 Cent’e (Siena’da magenete 3,5 Euro vermediğimiz için çok mutlu olduk tabi ki;), Venedik’in dünyaca ünlü el yapımını maskelerini de 2 Euro’ya alabiliyoruz.

SON: Rengarenk evleri ve adaları, dar sokakları, gondolları, maskeleri, kostümleriyle size aklınızdan çıkmayacak bir deneyim yaşatan bu şehri şiddetle görmenizi tavsiye ediyorum:) 

Yorumlar